hayat ve memat - Blogcu


hayat ve memat

Hakkımda

Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz Muhabbetten ne hasıl:)


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
* BEYAN
* SONPEYGAMBER
* KURAN DİNLE
* HAYATÇİZGİLERİ

Kategoriler

  • bendekiler
  • bilimsel
  • cocukgelisimi
  • Dua
  • Efendimiz
  • evlilik
  • hadis
  • kissadan hisse
  • mehmetcik
  • meyve ile sifa
  • namaz
  • neler oluyor
  • onemlisahsiyetler
  • Rabbimiz
  • ramazan
  • resim_foto
  • saglik
  • siir

  • hayat köşesi
    ARKADAŞLARIM
    ebrar06
    medreseizehra
    ucarsu
    mucahid23
    esmerbuluta
    esser
    mycandostu
    efrasyap
    sadakat
    1984nilufer
    yunuss
    nstar
    yunali
    kardelence
    ASFUR
    siyahpatya
    sahra1
    halime
    guldostlar
    zahide06
    rumuzsehadet
    efsaneesra
    erdemselvi
    1982fatma
    ulkuodabas
    konjenital
    IsI
    Serinmavi
    marsli
    nakkash
    nsmc
    neslinursema1
    haticane
    neslinursema3
    sumeyye2
    saef
    ipekkozasi
    mehmetyagiz
    dilaran
    neslinursema2
    neslinursema
    memnunca
    hnysf
    EmineDantelOrgu
    velisolmaz
    H2SO4
    ahsennur
    alyazmalim
    meryemcim
    calmevie
    hanifioner1
    sevener
    esin
    lasnu
    LAMBORGHINI
    mavizara
    nurubahce
    gozum
    eglencebahcesi
    hassasadam
    gazeteoku
    hayatcizgileri
    darulislam
    siirlihayat
    USTAD
    vahip
    yunuskose
    beyzadem23
    aeb23
    serdarhulaku
    gurunms
    djazemimm87
    sonsuzlukkervani
    birparcaozgurluk
    siiryarismasi
    webmasterkaynaklari
    cimkim
    hasanbeyan
    zerirem
    ONLARuyurken
    baharimol
    nihatkaya
    hzbayram
    psikolojist
    sudenaz002
    hakikatinmerkezi
    hayatnerede
    190358
    00yedi
    bahceninsesi
    teknikpcdersleri
    tubadursun
    yorulmaz44
    saclariniz
    fiberoptikci
    sezgim295
    kesintisizguckaynagi
    farenjitnedir
    sumeyyeyaman

    >

    BEN DAHA ÇOCUĞUM

     

    Ben daha çocuğum
    Umut düşünce avuçlarımdan donuyorum
    Siz gibi bağlı değilim hayata
    Sevmeyince biri beni
    Yatağın altına saklanıyorum.


    Bağışıklığım yok yalana
    Felsefe de kuramıyorum
    Terk etmenin mantığını bulamadım daha
    Aşk gidince benden, yarım kalıyorum.


    Oturup televizyon koltuğuna
    Hiç haberlere bakamıyorum
    Taş kesiliyorum kanayınca bir çocuk
    sayılara asılmış ölümlere
    Dokunamıyorum


    Ben daha çocuğum
    Bütün öfkeleri üstüme alıyorum
    Pencereme dogan aya bakıp
    Deli hayallere dalıyorum
    Anlatmayın bana gerçekleri
    Anlayamıyorum
    Bir elma şekerine,
    Bir küçük gülüşe aldanıyor...


    Ben hala çok yanılıyorum..


    (alıntı)



    Tarih: 13:05, 20/10/2007 Kategori: siir
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    Süleymaniye'de Bayram Sabahı

    Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
    Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye'de
    Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
    Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
    Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
    Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
    Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
    Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.
    Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..
    Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
    Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
    O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
    Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
    Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
    Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
    Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya.
    Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
    Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.
    *
    Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
    Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı.
    En güzel mâbedi olsun diye en son dînin
    Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin.
    Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
    Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsî tepeyi;
    Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,
    Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.
    Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
    Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,
    Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları..
    Bir neferdir, bu zafer mâbedinin mîmârı.
    *
    Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
    Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;
    Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
    Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
    Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim
    Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.
    Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını
    Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
    Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes
    Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;
    Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,
    Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi! <******>
    *
    Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
    Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr'i
    Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü'min neferin!
    Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?
    Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
    Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
    Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,
    Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;
    Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
    Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
    Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,
    Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,
    Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
    Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.
    *
    Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,
    Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
    Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
    Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
    Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
    Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?
    Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa,
    Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
    Şimdi her merhaleden, taa Bâyezîd'den, Van'dan,
    Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.
    Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!
    Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
    Dinliyor hepsi büyük hâtırâlar rüzgârını,
    Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.
    *
    Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
    Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
    Kosova'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan..
    Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;
    Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?
    Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?
    *
    Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
    Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
    Adalar'dan mı? Tunus'dan mı Cezayir'den mi?
    Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
    Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor;
    O mübârek gemiler hangi seherden geliyor?
    *
    <******> Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
    Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine
    Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı.
    *
    Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı

                Yahya Kemal Beyatlı


    Tarih: 22:13, 14/10/2007 Kategori: siir
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->