hayat ve memat - Blogcu


hayat ve memat

Hakkımda

Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz Muhabbetten ne hasıl:)


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
* BEYAN
* SONPEYGAMBER
* KURAN DİNLE
* HAYATÇİZGİLERİ

Kategoriler

  • bendekiler
  • bilimsel
  • cocukgelisimi
  • Dua
  • Efendimiz
  • evlilik
  • hadis
  • kissadan hisse
  • mehmetcik
  • meyve ile sifa
  • namaz
  • neler oluyor
  • onemlisahsiyetler
  • Rabbimiz
  • ramazan
  • resim_foto
  • saglik
  • siir

  • hayat köşesi
    ARKADAŞLARIM
    ebrar06
    medreseizehra
    ucarsu
    mucahid23
    esmerbuluta
    esser
    mycandostu
    efrasyap
    sadakat
    1984nilufer
    yunuss
    nstar
    yunali
    kardelence
    ASFUR
    siyahpatya
    sahra1
    halime
    guldostlar
    zahide06
    rumuzsehadet
    efsaneesra
    erdemselvi
    1982fatma
    ulkuodabas
    konjenital
    IsI
    Serinmavi
    marsli
    nakkash
    nsmc
    neslinursema1
    haticane
    neslinursema3
    sumeyye2
    saef
    ipekkozasi
    mehmetyagiz
    dilaran
    neslinursema2
    neslinursema
    memnunca
    hnysf
    EmineDantelOrgu
    velisolmaz
    H2SO4
    ahsennur
    alyazmalim
    meryemcim
    calmevie
    hanifioner1
    sevener
    esin
    lasnu
    LAMBORGHINI
    mavizara
    nurubahce
    gozum
    eglencebahcesi
    hassasadam
    gazeteoku
    hayatcizgileri
    darulislam
    siirlihayat
    USTAD
    vahip
    yunuskose
    beyzadem23
    aeb23
    serdarhulaku
    gurunms
    djazemimm87
    sonsuzlukkervani
    birparcaozgurluk
    siiryarismasi
    webmasterkaynaklari
    cimkim
    hasanbeyan
    zerirem
    ONLARuyurken
    baharimol
    nihatkaya
    hzbayram
    psikolojist
    sudenaz002
    hakikatinmerkezi
    hayatnerede
    190358
    00yedi
    bahceninsesi
    teknikpcdersleri
    tubadursun
    yorulmaz44
    saclariniz
    fiberoptikci
    sezgim295
    kesintisizguckaynagi
    farenjitnedir
    sumeyyeyaman

    >

    İslam'ın yükselişinde bayrağı gençler taşıdı

    Hazret-i Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), gençleri sorumluluk gerektiren en yüksek görevlere hazırlamış, hiçbir zaman önlerine engel koymamış, bilakis yerleşik anlayışları değiştirerek çok önemli seferlerde sancağı onlara vermiştir.

    Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem), İslam toplumunun şekillenmesinde gençlere büyük görevler vermiştir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), gençlerin kendine güvenli, sağlam bir kişilik geliştirmelerine imkan sağlanmasının önemini çok iyi biliyordu. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) aşıladığı önemli ilkeler sayesinde gençlik öyle bir seviyeye gelmiştir ki; en zor savaşlara katılmışlar ve düşmanla en ön safta carpışmışlardır. Gençler, çogu yaşlı sahabilerden oluşan orduya komutanlık yapmışlardır. Çoğu zamanlarda sancağı Hazret-i Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) bizzat kendisi gençlere vermiştir. Tebuk Savaşı'nda Beni Neccar Kabilesi'nin sancağını henüz 20 yaşlarında olan Hazret-i Zeyd bin Sabit'e (radiyallahu anh - Allah razı olsun) vermiştir. Bedir Savaşı'nda 21-22 yaşlarında olan Hazret-i Ali'yi sancaktar yapmıştır. Hayber'in fethi esnasında da aynı şekilde Hazret-i Ali (radiyallahu anh) en önemli görevi yerine getirmiştir. Resûlullah, Beni Kudaa üzerine göndermek üzere hazırladığı birliğin sancağını, Hazret-i Usame bin Zeyd'e (radiyallahu anh) vermiştir. Bu birlik aralarında Hazret-i Ebu Bekir (radiyallahu anh), Hazret-i Ömer (radiyallahu anh) ve Hazret-i Ebu Ubeyde (radiyallahu anh) gibi muhacirler ve Ensar'dan önde gelen sahabilerin de yer aldığı mücahitlerden oluşuyordu. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) savaş öncesi Usame'yi övmuş ve desteklemiştir. Rivayete gore, Usame'nin yaşı henüz 18 idi. Diğer yandan Allah Resûlu zeka ve kabiliyetine güvendiği gençlerin ilimde uzmanlaşmaları için ne gerekiyorsa yapmış, özellikle Ashab-ı Suffa'yi özel olarak eğitmiştir.

    Hazret-i Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) vahiy katiplerini de genel olarak gençler arasından seçmiştir ve İslam'a davet mektuplarını da gençlere yazdırmıştır. Bazı gençleri de Süryanice ve İbranice gibi, o gün için ihtiyaç duyulan yabancı dilleri ögrenmeye teşvik etmiştir. Bu konuda kendisiyle yahudiler arasında elçilik yapmak üzere Hazret-i Zeyd bin Sabit'i (radiyallahu anh) görevlendirmiştir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Hazret-i Muaz bin Cebel (radiyallahu anh) hakkında; "Ümmetimin içinde helal ve haramı en iyi bilen Muaz'dır" buyurmuştur. Sonuçta ilimde en yüksek dereceye ulaşmış olanların gençler olması, Allah Resûlu'nun (sallallahu aleyhi ve sellem) bu olumlu yaklaşımından çokça pay alındığını ortaya koymaktadır.

    İslam gençlerin omzunda yükseldi

    İslam hareketini asıl yönlendiren ve onu toplumun yeni kimliğine uygun hale gelmesinde canla-başla destekleyerek Hazret-i Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve selem) yardımcı olan geniş bir idealist gençler grubu vardı. Müslüman olduklarında bunların çoğu 30 yaşın altında bulunuyorlardı. Bu anlamda İslam'ın bir gençik hareketi olduğunu söylemek mümkündür. İslam'ın gençleri arasında,

    * Hazret-i Ali (10 yaş),

    * Hazret-i Zeyd bin Harise, Hazret-i Talha (15-17 yaş),

    * Hazret-i Abdurrahman bin Avf (17 yaş),

    * Hazret-i Sa'd bin Ebi Vakkas (17 yaş),

    * Hazret-i Abdullah bin Mesud (15 yaş),

    * Hazret-i Abdullah bin Ömer (13 yaş),

    * Hazret-i Zübeyr bin Avvam (16 yaş),

    * Hazret-i Mus'ab bin Umeyr (18-20 yaş),

    * Hazret-i Osman bin Afvan (24 yaş),

    * Hazret-i Ebu Huzeyfe (30 yaş),

    * Hazret-i Ebu Udeybe bin Cerrah (31 yaş)

    gibi isimler yer alıyordu. Genç erkekler gibi genç kız ve hanımlar da İslam'i ilk seçenler ve Peygamber Efendimiz'in ilim ve irfan halkasına katılanlar arasında yer alıyorlardı. Hazret-i Fatıma binti el-Hattab (Hazret-i Ömer'in kardeşi) (radiyallahu anha), Hazret-i Ebubekir'in kızlari Hazret-i Esma (radiyallahu anha) ve Hazret-i Aişe (radiyallahu anha) bunların başında gelir.

    Hazret-i Mus'ab bin Umeyr (radiyallahu anh), zengin bir ailenin çocuğu idi. Mekke'de Kureyş gençleri arasında onun kadar müreffeh bir hayat geçiren bir başka genç yoktu. İslam'ı hiç itirazsız kabul etti. Müslüman olduğunu ögrenen ailesi onu yakalayıp eve hapsetti.

    Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) henüz 21 yasinda iken Hazret-i Muaz bin Cebel'i (radiyallahu anh) Yemen'e vali tayin etmiş, ona vefa ve sevgi duyguları içerisinde davranmıştı.

    Yine baska bir genç olan Hazret-i Ebu Huzeyfe (radiyallahu anh), Kureyş liderlerinden inançsız olarak ölen Utbe'nin oğluydu. Babasından sonra Kureyş liderliği kendisini bekliyordu. O bütün servet, itibar ve rahatlığı terk ederek, İslam'ı, birlikte çileyi ve fakirliği seçti.


    Tarih: 14:02, 21/1/2008 Kategori: kissadan hisse
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    İslam büyüklerinden düşündüren tespitler!

     

    Hicri 104'te Kufe'de vefat eden meşhur alim Saabi, Kûfe Mescidi'nde etkili vaazlar verir, zaman zaman da dinleyenlerin fikirlerini sorar, cemaati konuştururdu.

    Ancak cemaat içinde bir kişi vardi ki hiç konuşmaz, hep dinlerdi. Saabi onu da konuşturmak istediğinden sordu : -Neden sen hiç konuşmuyor, hep dinliyorsun? Suskun adamın kısa cevabı ibretliydi. Şöyle açıkladı susma sebebini :
     
    - Ben dedi, buraya kendim istifade etmek için geliyorum. Kendimden istifade ettirmek için degil!.. Bunun için de sadece kulağımı kullanıyorum, dilimi değil. Zira dedi, kulağımdan giren benim istifadem için girer. Dilimden çıkan da başkasının istifadesi için çıkar! Bu cevabı tebessümle dinleyen Saabi :
     
    - Ey sessiz adam! dedi, bir konuştun pir konuştun. Bu ne güzel düşünce? Keşke herkes dilini değil de senin gibi kulağını kullansa da hep istifade için dinlese!.. Bundan sonra dilini kullanan azaldı. Artık herkes kulağını kullanıyor, hep istifade için dinlemeyi tercih ediyorlardı. anlaşılan...
     
    ***********************
     
    Hicri 198'de Mekke'de vefat etmiş olan büyük mutasavvıf Süfyan bin Uyeyne, mahşerde mahcubiyeti derin olacak üç sınıf insanı sayarken şöyle sıralama yapar da derdi ki : "Üç sınıf insanın mazereti geçersiz, mahcubiyeti derin olacaktır mahşerde. Onlar da şunlardır :
     
    1- Amel ve ahlakta hizmetçileri kendilerini geçen zenginler! 2- Geriye bıraktığı mirasçısı sevapta kendini geçen mal sahipleri! 3- Okuttuğu öğrencisi amel etmekte kendini geçen ilim sahipleri!
     
    Dünyada kendilerinden geride oldukları halde mahşerde kendilerini geçmiş olduklarını görünce mahçubiyetleri derin, mazeretleri geçersiz olacaktır bunların..."
     
    ***********************
     
    Hicri 247'de Bağdat'ta dünyaya gelen Şark'ın ilim ve tasavvuf önderlerinden İmam-ı Sibli'nin etrafında çok sayıda insan toplanmış, hatta hayranlarının çokluğu dikkat çeker hale gelmişti. Ancak kendisi bu çokluktan fazla etkilenmiyor, bunların gercek dost olup olmadığını denemeyi bile düşünüyordu. Nitekim bir kir sohbetinde düşündüğü denemeyi de yapmak istedi. Çevresine doluşan dostlarına doğru yanındaki taş topraktan fırlatmaya başladı. Üzerine toz toprak gelenler fazla beklemediler :
     
    -   "Hocamız kafayı bozmuş, çekilelim etrafından..." diyerek uzaklaşmaya başladılar. Sibli ise uzaklaşan dostlarına seslendi :
     
    -   Nereye benim sahte dostlarım, nereye?
     
    - Biz senin dostunuz ama sen de bize taş toprak fırlatıyor, bizi rahatsız ediyorsun!.. Sibli tebessüm ederek cevap verdi :
     
    - Gitmeyin, gelin benim sahte dostlarim, gelin. Şayet siz gerçek dost olsaydınız hemen dağılmayı düşünmez, dosttan gelen iyiliklerin yanında rahatsızlığa da sabretmesini bilir, bir çare arardınız. Demek ki sizler hep iyi gün dostusunuz. Henüz dosttan gelecek zarara sinesini açacak olgunluğa erişememişsiniz!..
    ALINTI

    Tarih: 00:06, 16/1/2008 Kategori: kissadan hisse
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->